Son zamanlarda kilo vermekte zorlanıyorum. Eskiden biraz boğazımdan kısınca, 1-2 spora da gidince pat diye kilo verirdim. Gel gör ki artık yaş ilerledikçe zorlanmalar başladı. Yeme, içme koştur dur yine de bir türlü veremiyorum. Bunun için bir metabolizma doktoruna gittim. Niye mi?

Erkeklerin reddedilme halinde bambaşka bir yüzünü görürüz. Seninle flört etmek istiyordur ama sen bir türlü ne edeceğini bilemesin. Bazen hiç ama hiç olacak gibi bir şey değildir. Adamla hiç işin olmaz yani kesin kararlısındır. Vermeyeceksindir yüreğini… Hiç birşeyiniz ama hiçbir şeyiniz tutmaz.
Biz kadınlar ne kadar başarılı olursak olalım, ne kadar dimdik durursak duralım hayata karşı gelin görün ki duygusal yaratıklarız ve ne zaman bir araya gelsek bu geliş iş toplantısıyla bile başlasa mutlaka konu günün bir yerinde erkeklere ve onlarla gitmeyen ilişkilerimize dayanıyor.
Yeni yılda herkes birbirine iyi dileklerde bulundu. Bütün bekar kızlar nedense evlenmeyi dilediler. Ben buna hakikaten inanamıyorum. Yahu önce dilemeniz gereken şey, şöyle güzel bir aşk yaşayayım, deliler gibi seveyim sevileyim olmamalı mı?
Erkeklerin kadınları aldattığı hikayeler nedense ilgiyle izlenir. "Vay be, ne çapkın adam bunu da götürmüş" ya da "Şekerim ne yaparsın, adamın libidosu yüksek" gibi yorumlar yapılır bizim memleketimizde... Ama iş tersine çalıştığında yani kadın adamı aldattığında hemen kadına "Vay be amma motormuş, fark etmemişiz" falan denir. Halbuki bence ikisi arasında pek bir fark yoktur.
Sekselog Dr. Ayşe Brav, Ulus'tan bildiriyor: Efendim geçenlerde gazetenin birinde bir manşet diyor ki; Türkiye'deki kadınların çoğu cinsel soğukluk yaşıyormuş, yine çoğu vajinismus hastalığının pençesinde kıvrım kıvrım kıvranıyorlarmış. Allah Allah... Kadınlarımız mı vajinismus yoksa erkeklerimiz mi abazus? Sanki biz anatomik olarak böyle doğduk ya da çok iyi muamele gördük de mi seksi sevemedik?
Bu yazımı uçakta yazıyorum. Bizimkiler sürekli "Ayşe yazını hep geciktiriyorsun" diye söylendikleri için, onları daha fazla kızdırmamak adına... Nasıl ama ne iş aşkı değil mi?
Bir iş toplantısı için New York'a gidiyorum... Dün gece birisi beni öyle kızdırdı ki yazımı ona ithafen yazmak istedim.
İki aile varmış ve her iki ailenin de birer kız çocuğu. Bir gün misafirlikle sohbete başlamışlar…
Erkekler durmadan güvensizliklerinden, paranoyalarından şikayet ediyor. Aslında haksız da sayılmazlar. Geçmişten gelen hayal kırıklıkları bizi buna zorluyor.
Ben çok şiir okumam. Ayıp bir şey biliyorum ama kütüphanemde pek şiir kitabı yoktur. Ama büyürken evimizde hep Nazım Hikmet kitapları vardı. Eh kolay değil, sosyalist kızıyız. Geçenlerde annemlere uğradığımda her zamanki gibi ortalığı karıştırdım yine.