Erkekler durmadan güvensizliklerinden, paranoyalarından şikayet ediyor. Aslında haksız da sayılmazlar. Geçmişten gelen hayal kırıklıkları bizi buna zorluyor.
Geçenlerde iş çıkışı bir grup arkadaşımla Nişantaşı'ndaki Mahalle'ye gittik. Hani yurt dışında insanların iş çıkışlarında gittiği, barmenle garsonla ahbap olduğu, "Her zamankinden" sıcak mahalle barları vardır ya, işte aynen öyle bir yer Mahalle. Herkes birbirini tanır, hatta problemlerini bilir, birbirine sataşır falan. Orası müdavimleri için aile gibidir. Hatta öyle ki sahibi düğününe bütün müşterilerini çağırmıştı. İşte biz bu mahalle barında dikilmiş, içkilerimizi içip sohbet ederken, birden bizim oğlanlardan birinin cep telefonu çaldı. Çocuk cebini açıp konuştuğu gibi dışarı fırladı, fırladıktan 1-2 dakika sonra da gülerek içeri girdi. "Ne oldu? Niye gülüyorsun?" dediğimizde de, "Siz kadın milleti hakikaten acayipsiniz, sizi anlamak mümkün değil." dedi. Arayan kız arkadaşıymış. Bizimki de Mahalle'de arkadaşlarla laflıyoruz deyince, kız "Çabuk çık oradan" diye çığlık atmış. Bu çığlık üzerine bizimki de birden boşta bulunup kendini dışarı atmış. "Birisi karşında böyle haykırınca panikliyorsun bomba mı var, falan diye. Dışarı çıkınca aklım başıma geldi. Sonradan niye fırladım diye kendi kendime gülmeye başladım." dedi. Tabii hepimiz çok güldük buna. Erkekler başladılar; kadınların bu güvensizlik ve paranoyaklığı üzerine konuşmaya. İnanın hepsinin konuyla alakalı bir hikayesi vardı. Hepsi ilişkilerinde kadınların paranoyaları ve güvensizliklerinden dolayı taciz edilmişler. Kadınlar sürekli yok efendim, "Dün akşam kiminleydin, erkek arkadaşlarınla olduğuna inanmıyorum, kesin dün gece bir kadınla beraberdin…" diye tacizde bulunuyorlarmış. "İnanılmaz bir güvensizlik içindeler, bu da bizi hem onlardan hem ilişkiden uzaklaştırıyor."dediler.
Bir tanesi çok komik bir hikaye anlattı. Çocuk, bir akşam kız arkadaşına: "Bu akşam işim var yurtdışından gelen müşterileri yemeğe çıkaracağım." demiş. O kadar kendinden emin ki lokantanın adını bile söylemiş. Çocuk üç erkek ve bir kadın müşterisiyle lokantada buluşmuş. Gece yemekler yenilmiş, erkeklerin uykusu geldiği için otele geri dönmüşler. Kadın müşteri de "Barda bir içki daha içelim mi?" demiş. Çocuk ta "tabii" deyip, kadınla bara geçmiş. "Biz tam içkilerimizi içiyorduk ki, sevgilim içeri girdi. Daha kadının kim olduğunu sormadan, bana barın ortasında avazı çıktığı kadar bağırmaya başladı. Barda rezil olduğuma mı, müşteriye rezil olduğuma mı yanayım bilemedim." diyor.
İnanın, hepsi aynı dertten fena şekilde muzdariptiler. Hepsinin de ortak fikri; "Kadınlar, ilişkilerinin başında köprüyü geçene kadar etliye - sütlüye bulaşmıyor, gayet anlayışlı olgun kadını oynuyor. İlişki tam oturdu, birbirimize alıştık derken o paranoyalar ortaya çıkıyor."
Aslında o kadar haklılar ki! Biz kadınlar nedense, belki de eskiden yaşadığımız hayal kırıklıklarından, aldatılmalardan dolayı kendi kendimize yazdığımız senaryolarla olası ilişkilerimizi de mahvediyoruz. En mühimi de yazdığımız ve kesin olarak doğruluğuna inandığımız senaryolardan dolayı da, adamları kendimizden iyice uzaklaştırıyoruz. Düşünsenize adam hakikaten bir şey yapacak olsa bile sizin anlayışlı, düzgün, susan tutumunuzdan dolayı vicdan yapıp yapacağı şeyden vazgeçebilir. Ya da size karşı utanç duyabilir. Ama karşısında sürekli vıdı vıdı yapan, taciz eden bir kadın olursa bırakın vicdan yapmayı, "İyi ki yapmışım, bu kadına her şey müstahak!" diye bile düşünebilir. İlişkilerde en önemli şeylerden birisi de güven. Çünkü zaten karşılıklı güvenin olmadığı ilişkiler iki tarafı da yıpratıp, bir yerde tıkanıyor. Biz de hep kız kıza oturup, "Adam bulamıyoruz, nerde bu adamlar?" diye yakınmıyor muyuz? Biraz güvenin ama önce kendinize. Kendinize güvenin ki, karşınızdaki de o rahatlığı, o ilişkinin güven ortamını hissettirin. Görün bakın, o zaman işler nasıl kolaylaşacak!
Ayşe Brav
Yorumlar
"Vıdı vıdı"dan kurtulmak için boşanın benim gibi. Ayda bir vıdı vıdı duyarsın, o da çocukları almaya gittiğinde.
Yazınızı dikkatle okudum. Ancak kadının erkeğe güven duymasının, onu özgür bırakıp, yarattığı senaryolarla bunaltmamasının erkekte aldatma öncesi vicdan azabı yaratabileceği safsatasına inanmıyorum. Ben de zamanında bunları düşünüp boşandığı eşini özgür bırakmış, onun arkadaşları ile buluşup güzel vakit geçirmesinden mutlu olacak kadar saf davranışlar sergilemiş bir kadınım. Meğersem beni aldatmış 5 sene boyunca. Anlaşılan özgürlüğün tadını tam anlamıyla çıkartmış. Bana göre bir erkeği fazla bunaltmamak kaydıyla her zaman gözünüz üzerinde olmalı. Çünkü erkek, hayatındaki bir eksiklik, mutsuzluk veya benzeri bir duygudan aldatmıyor. Çoğu zaman bunun neticesinde kaybedeceklerini bile düşünmeden, sanki doğasında varmışcasına anı yaşamak için bile bunu yapabiliyor. Özgür bırakmak ise, ona sadece bunun için uygun zemin hazırlıyor. Bunun için derim ki: erkeğe onu bunaltmadan, kontrol altında olduğu hissi de verilmelidir.