Ayşegül Denizci bu hafta da sizden gelen soruları okudu ve yorumladı. Siz de aşk-meşk meselelerinde danışmak istediğiniz soruları buradan kendisine gönderebilirsiniz.

Buseran soruyor:
Ben 22 yaşındayım, erkek arkadaşım ise 23 yaşında. 7 aydır süren bir birlikteliğim var ama bundan öncesine bakılırsa 2,5 yıldır bir tanışmışlık diyebiliriz. Erkek arkadaşımın çok değişik bir yapısı var, ikimizi uyumana bakılırsa ben konuşklan dışa dönük o ise tam tersi tam bir kapalı kutu. Onu çözmek konusunda zorlanıyorum bazen, ama biliyorum ki bana karşı duyguları benim kadar olmasa bile yoğun. Herşeyin çok güzel gittiğini düşünürken bazen kafamı karıştıran bir sürü soru işaretleriyle karmakarışık bir hal alıyor. Bunlardan biri ise duygularını açık ve net söylememesi ondan anlamamı beklemesi ve beni çevresinden uzak tutması. Aramızda evliliğe dair hiç bir konuşma geçmiyor bu da beni canımı sıkıyor. Sizce bunun sebebi ne olabilir?
Ayşegül Denizci yorumluyor:
Çok güzel gittiği zamanlarda o size duygularını açık ve net söylüyor mu? Sizden anlamanızı beklediklerini ona soru şeklinde sorabilirsiniz. Örneğin; ben şimdi senin bana olan duygularını açık ve net ifade etmediğini düşünüyorum ve bu da benim kafamı karıştırıyor. Bu durumda seni daha iyi anlamam için lütfen bana şimdi bu durumda ne hissettiğini söyleyebilir misin? Ya da "ben bu durumdan şöyle şöyle bir sonuç çıkarıyorum sence de bu doğru mu?"... Buna benzer bir açık iletişimi kastediyorum. Sizde soru uyandıran hisleri tanımlarken ve ona bunları aktarırken hem sizin hem de onun gerçek düşüncelerini öğrenebilirsiniz.
İlişkilerde taraflar birbirlerini tanımak, daha iyi anlamak ve kuşkuları yok etmek üzerine bir iletişim kurabilirlerse bu gerçek bir yakınlaşma olur. Yoksa tanışıklığın üzerinden kaç yıl geçtiği ile pek ölçülemez. Tam olarak bilemediğiniz konularda onun yerine de kendi düşüncelerinizde onun adına siz karar verip boşlukları doldurmayın. Konuyu diyaloğa çevirin. Ona duygu ve düşüncelerini size iletmesi için fırsat verin. Evlilik, iki insanın çok yakınlaşması ile kurulur. Yakınlaşmak için çok iyi tanışmak gerekir. Karşımızdakini anlayamadığımızda ona bu konuda soru sormalıyız.
![]()
VişneBahçesi soruyor:
33 yaşımdayım. Başımdan bir evlilik geçti. Evliliğin sonu bir hayli dramatikti. Aldatıldım, hem de filmlerdeki gibi bir tesadüfle kendi evimizde onu yakalayarak. Artık erkeklere karşı ön yargılıyım. Bu elimde olan bir şey değil. Bu önyargım, yeni ilişkilerime 1-0 mağlup başlamama sebep oluyor. Şimdi biri var ve bana karşı çok çok anlayışlı. Ancak ben öyle bir haldeyim ki, bana kötü davransalar beni sevmediklerini, iyi davransalar bunun bir sebebi olduğunu ve arkamdan bir işler döndüğünü düşünüyorum. Bu paranoyları yenmek için sizce ne yapabilirim? Hayatım giderek daha içinden çıkılmaz bir hal alıyor.
Ayşegül Denizci yorumluyor:
Sevdiğinizin sizi aldatmasının sizde derin izler bırakması gayet doğal bir durum elbette. Bu durumu, sizde önyargılı bir korku ve kuşku ile karşınızdakine yönlendirmenizden önce, kendinizde çözümlemenizi öneriyorum. Siz değersiz olduğunuz için aldatılmadınız. Bir kere bunu tam olarak kavramanızda çok büyük fayda olacak. Siz kendinizi iyi bir ilişkiye layık görmelisiniz öncelikle. Kendi değerlerinizin tam olarak farkına varmalısınız. İyi niyetinizi ve sevme kabiliyeti olan yüreğinizi hissetmelisiniz. Sonraki adım, bu sevgiyi paylaşacağınız kişiyi seçmelisiniz. Size iyi davranmasını ondan hep beklemelisiniz zaten ve size kötü davrananlardan aman ha çok uzak durun!
![]()
Birdilektut2007 soruyor:
Merhaba Ayşegül Hanım,
Sevgilimle olan ilişkimde hiçbir zaman orta yol denen şey yok. Ya onu çok seviyorum, ya da ondan nefret ediyorum. Bizim ortamız hiç yok. Sizce bu durum ilişki açısından hastalıklı bir durum mu? Yani ya kumrular gibiyiz ya da kedi köpek gibi. Ben onu çok sevdiğime eminim. Orta yolu hep denedik, ama hiç olmadı. Sizce bu ilişkinin ilerleyen dönemleri açısından tehlikeli bir durum mu?
Ayşegül Denizci yorumluyor:
Merhaba,
Sevgiliniz acaba bu durumda ne düşünüyor? Nasıl hissediyor? Sizin onu çok sevdiğinizden emin olduğunuz kadar o da sizin tarafınızdan çok sevildiğinden sizin kadar emin mi acaba? İlişkilerin devamlılığı için karşılıklılık çok önemlidir. Yani duygu ve düşünce beraberliği. Bunu tam olarak anlayabilmek için de hep açık bir iletişim gerekir. Fazla açıklık romantizmi bozuyor tabii. Bu yüzden sevgi sözleri, mimik ve davranışları ile bu açıklama ve sorular beslenmeli. Bir konu hakkında konuşurken başka konuya geçilmemeli. Daldan dala atlayarak ilişkinin tüm sorunları o anda çözülmeye çalışılmamalı.
Bir sorun konusu açıldığında aklımıza tüm kavgalarımız üşüşebilir. Böyle olunca da, konu çözümleme yerine kavga halini alabiliyor malesef. Bu yüzden sıkıntılı ya da anlaşılamamış konuları fazla biriktirmeden ama doğru -yani ara romantik dönemde- gündeme getirerek uygun miktarda açıklama ile destekleyerek ve hep en öne sevgiyi çıkararak uzlaşma sağlanmalı. Ebette bazen tartışırız bazen sevişiriz...
Bu çok hızla kayan bir sarkaçla salınmıyorsa doğaldır. Kendi dengenizi bulmanızı dilerim.
![]()