Ayşegül Denizci bu hafta da sizden gelen soruları okudu ve yorumladı. Siz de aşk-meşk meselelerinde danışmak istediğiniz soruları buradan kendisine gönderebilirsiniz.

baligintedisi soruyor:
Merhabalar Ayşegül Hanım,
Biz 4 yıldır birbirimizi tanıyoruz ve 2,5 yıldır da bir ilişki içerisindeyiz. İkimiz de üniversiteden yeni mezun olduk. Ancak ilişkimizin ilerlemesinin önünde onun askere gitmesi, benim bir iş bulmam gibi engeller var. Maddi statülerimiz ve eğitim seviyemiz birbirine eşit. Bunun haricinde ailem onu tanıyor ve ilişkimizi onaylıyor.
Ama ben henüz onun ailesiyle tanışma şerefine erişemedim. Ailesi ile aynı şehirde oturmuyoruz ancak söz konusu mesafe çok da fazla değil. Asıl mesafenin nereden kaynaklandığını çözemiyorum ve bu durum beni içten içe kaygılandırıyor. Kaygılarımı kendisi ile de paylaşmama rağmen her konu açıldığında cevap vermeyi esprilerle geçiştiriyor. Ben de artık sormaktan bıktığım için sesimi çıkartmıyorum.
Erkek arkadaşımın yakında askere gitme kararı aldığı şu günlerde, ailesinden herhangi birini tanımamanın olumsuzluğunu (ziyaret etmek, haber almak vs.) askerliği boyunca yaşayacağımı düşünerek ayrıca üzülüyorum. Sorun sizce nerede olabilir?
Ayşegül Denizci yorumluyor:
Kaygınız üzerine sizinle beraber düşünelim mi?
Erkek arkadaşınızın sizi ailesiyle tanıştırmaması gerçekte neden sizi kaygılandırıyor? Askere gidince sizi terkedeceğini mi düşünüyorsunuz? İlişkiler içerdikleri duyguların gerçekliklerini kanıtlamak, doğrulamak için yaşam boyu sınavlardan geçerler. Bu sınavlar zor zamanlardan beraberce geçerek kazanılır. Sizin konumunuzda; askerlik dolayısıyla uzaklaşmak, ayrı düşmek gönüllerin birbirlerine mesafelerini ölçer. Can Yücel'in bir şiirinde çok güzel anlattığı gibi en uzak mesafe gönüllerin birbirine uzaklığıdır. Siz erkek arkadaşınızın sizi terk edebileceğine inandıkça, bilinçli olarak olmasa bile o da sizin yakınlığınızdan kuşku duyar. İlişkinin sağlamlığı kuşkuların giderilmesiyle gerçekleşir. Size teklifim; erkek arkadaşınızla beraberce güzel zamanlarınızı çoğaltmanızdır. Erkekler için askerlik ve sonrasında iş bulmak çok kaygılı zamanlardır. Onun kaygılarını hissedin ama kaygıları değil, ona hissettiğiniz güzel duygularınızı aktarın. Bütün odağınız birbirinize olan sevginizde olsun. Böylece askerlik için ayrılmanın duygu yükü öfkeli bir strese dönüşmez ve karşılıklı olarak endişe yaratmaz. İlişkinizin tüm yaşamınız boyunca sevgi ve mutlulukla ilerlemesini dilerim.
![]()
ffanatikk soruyor:
Merhaba Ayşegül Hanım,
Ben çok duygusal bir insanım ve bir kıza 6 senedir aşığım. Ara dönemlerde hoşlandığım başka kızlarda oldu ama bu kıza olan duygularım hiç sönmedi. Bana artık “unutmalısın” diyebilirsiniz ama kızla zaman zaman karşılaşıyorum ve sanki o bana aşıkmış gibi hiç bakışlarını üzerimden çekmiyor. Onu bir türlü çözemedim. Ne yapmak istiyor. Ben nasıl davranmalıyım? Bana yardımcı olursanız sevinirim.
Ayşegül Denizci yorumluyor:
Merhaba,
Sözlerinizden anlayabildiğim kadarıyla bu kızla hiç birlikte olmamışsınız. Bu durumda kendisini dış görünüşünden ve bakışlarından tanıyorsunuz. Eğer o da size dikkatlice bakıyorsa bir erkek olarak sizin kendisine yaklaşmanız ve onunla tanışmak istediğinizi söylemeniz gerekir. Belki onu yakınlardaki bir Cafe'ye davet edebilirsiniz. Ya da siz daha uygun bir davet ortamı biliyorsunuzdur. Sizi red edeceğinden çekinmeyin. Eğer öyle bile olsa bu sonuç olarak, sizinle aslında ilgilenmeyen biri olduğunu anlatacağından, sizi rahatlatacak ve başka bir ilişki için yolunuzu açacaktır. Ama ya kabul ederse ve gerçekten güzel bir ilişkiniz olursa. O zaman da bu durum muhteşem olmaz mı? Kendinize iyice özen gösterin ve kendinizi çok iyi hissettiğiniz bir zaman ona davet gönderin. Hayaller hayata çok yakışıyor ama hayat eylem seviyor. Size, bu altı yıllık hayalinizin, gerçekten sevdiğiniz biri olarak yaşamınızda ilişkiye dönüşmesini dilerim.
![]()
karakış2007 soruyor:
İlişkilerimde nerde hata yapıyorum bilemiyorum. Başarılı olmak için altın anahtarlar nedir? Merak ediyorum açıkçası. O zaman belki de hatamı anlayabilirim. Teşekkürler, umarım kısa sürede cevap yazarsınız...
Ayşegül Denizci yorumluyor:
Kendiniz ve ilişkileriniz hakkında hiçbir şey yazmamışsınız ki! Dolayısıyla ben şimdi buradan, "altın anahtar sizin kalbinizde" gibi aslında sizin için ne anlama geleceğini bilemeyeceğim şeyler söyleyebilirim. Ama şunun üzerine sizinle birlikte düşünelim... ilişkiler bizi bize yansıtırlar aynı zamanda, tabi bizler bu yansımaya bakıp üzerine iyice düşünebilirsek. Nerede hata yaptığınızı bilemediğiniz yazmışsınız... Elbette karşılıklı iki kişinin, biriyle ilişkiye girmek için farklı nedenleri olabilir; gözlerini beğenmek, satatüsünü beğenmek, ses tonunu beğenmek vs. vs. gibi ama tanışmak sonrasında hep devam edecektir. Aslında o nasıl biri? Bunun için onu çok iyi dinlemeniz gerekiyor. Dinlemek derken duyduklarınız üzerine derinlemesine düşünmeyi de kastediyorum....Örneğin şu sorularla; Benim yanımda kendini nasıl hissediyor? Ben onun yanında kendimi nasıl hissediyorum? Bütün bunlar neden böyle? Birbirimizden çekiniyor muyuz? Yeterince samimi olabiliyor muyuz? Yoksa eski endişelerimizle mi karşılık veriyoruz? Aslında nasıl olmalı? Peki nasıl daha güzel olabilir? vb.
Başarılı bir ilişki kurmak öyle uzun bir konu ki şu sıralar yazdığım kitap bunun üzerine, hazirana yayımlanması planlanıyor. Tabii bu konular son derece kişisel farklılıklar gösterdiklerinden, kitaplarla tamamen yanıt verebilmek mümkün değil. Size teklifim; mutluluğunuz için bir danışmanla beraber çalışmanızdır. Ömür boyu mutluluklar dilerim.
![]()
Yorumlar
Merhaba, ilişkilerimde üzülen taraf hep ben oluyorum. Bunu bir türlü anlıyamıyorum. Çok verici bir yapım var, istemeden vermeyi çok kez tekrarladığım için erkekler de aşırı ilgi ve de alakadan sıkılıyor kanısına vardım. Yaşım gereği hayat tecrübem yoğun ve insanlara karşı güvensizliğimi direkt yüzlerine ifade ediyorum. Sizce hatam ne? Nerede yanlış yapıyorum?