- "Mutsuzluk kaderimiz mi?" diye soruyor çok sevgili bir dostum geçenlerde.
- "Elbette hayır nereden çıkardın?" bunu diyorum gülümseyerek.
- "Nerede yaşıyorsun sen? Etrafına bakmıyorsun. İnsanların yüzlerinden düşen bin parça görmüyor musun?" diye çıkışıyor bana kendisi de biraz bıkkın. Yüzümü toparlayıp dediğini anlamış bir çift gözle gözlerine bakıyorum.
- "Mutsuzluk da tıpkı mutluluk ve tüm diğer duygular gibi bulaşıcıdır, konuşmuştuk bunu." diyorum. Bu kez başını sallayarak anladığını belirten o.
- "Kişisel durumlar değil bahsettiğim. Genel olarak her kış günlük yaşamda farkettiğim bir durumdan söz ediyorum." diyor.
Yok, kişisel mutsuzluklarımız da, kaçınılmaz kayıplar ve bizim elimizde olamayan durumlar dışında makus talihimiz değil.
Eğer üzerine biraz düşünürsek beklentilerimiz, amaçlarımız ve eylemlerimizle ilişkisini rahatça görebiliriz. Örneğin; sonucunu beğenmediğim bir davranışımda neden ısrar ettiğimin üzerine düşünebilirsem davranışımı değiştiririm ve sonuç değişir. Yeni sonuç da bana amacımla ilgili yeni bir bilgi verir. Kendi kendimize her an herşeyin üzerine etraflıca düşünmemiz gerekmiyor çok şükür.
Yalnızca kendimizi mutsuzluk içinde bulunca bunu değiştirmek; üzerine düşünerek mümkün. Bunu anlatmaya çalışıyorum. Bununla birlikte kış konusunda haklısın; bedenimiz ve duygularımız birbirinden bağımsız değil ve güneş ışığına duyarlıyız. Güneş ışığında rahatlamış, neşeli, canlı, enerji dolu, doygun ve pozitif bir ruh haline geçiyoruz; ama dünya hali işte, güneş ışıkları bize hep eşit mesafede değil. Güneşsiz bir havada, halinden hoşnutsuzluk olarak tarif edebileceğimiz bir duygu durumuna geçmemiz kolaylaşıyor. Bunun da domino taşları gibi birbirini iterek toplumsal bir mutsuzluğa dönüşmesi mevsim normalleri içinde her yıl üzerine konuşulan bir konu.
Peki nasıl oluyor da bazılarımız bundan pek fazla etkilenmezken bazılarımız depresyon boyutlarında yaşıyor bu doğal durumu?
Her sonbahardan kış bitimine kadar gri bir havayla ruhumuza düşen gölgeyi nasıl iter, aralarız?
- Eğer kendinizi kışın daha mutsuz hissediyorsanız bunun çevrenizden mi yoksa sizin seçerek yapıp ettiklerinizden mi kaynaklandığına iyi bakın. Örneğin "Aman ha sakın yağmur, kar falan yağmasın" demek anlamsız olduğuna göre durumdan en iyisini çıkarmak için elinizde olan nedir?
- Hangi yaşta ya da meslekte olursak olalım kişisel bakım ve gelişmemize özen göstermek. İşte havayı değiştirmek elimizde değil ama kendi havamızı değiştirmek bizim elimizde. Eğer kendimizden hoşnut olursak kendimiz için yapıp ettiklerimizden memnunsak, güzel ilişkiler kurarak uzun kış gecelerini şenlikli paylaşımlara dönüştürebiliriz.
- Eğlendiğimiz zaman bize ne olur? Ruhumuza ışık dolar ve oradan yansıyarak etrafa ışık saçarız! Eh o halde eğlenceli bir yaşamı neden hak etmeyelim ki, değil mi?
- Benim teklifim ve çarelerim de insanlık tarihi kadar eski. Renkli düşünmek, renkli davranmak, renkli giyinmek... Tam tersini yapıyoruz değil mi? Kış gelince griler giyinip aktivitemizi azaltıp, kapanıyoruz.
- Yaşamın eğlenceli yanlarının çoğalmasına katkı için eylem içinde olanlar kış havalarından daha az etkilenirler. Örneğin, kış sporları yapanlar için ayrı bir yeri bile olabilir bu mevsimin değil mi? Her şeyin ölçüsünü maddi olanaklarla belirlemek ise yaz güneşine bile gölge düşürebildiğine göre, kişisel ölçümüzü yeniden tanımlayarak, amaçlarımız ve eylemlerimiz şeklinde kendi iktidar alanımıza taşıyalım.
Ruhunuzun güneşi hep parlasın!
Sevgilerimle.
Kl. Psikolog Ayşegül Denizci