
Erkeklerin reddedilme halinde bambaşka bir yüzünü görürüz. Seninle flört etmek istiyordur ama sen bir türlü ne edeceğini bilemesin. Bazen hiç ama hiç olacak gibi bir şey değildir. Adamla hiç işin olmaz yani kesin kararlısındır. Vermeyeceksindir yüreğini… Hiç birşeyiniz ama hiçbir şeyiniz tutmaz.
Bazen de iki arada bir deredesindir ne yapacağını bilemezsin. Her iki halükarda da o kalbini vermediğin adam sen hiç kabalaşmadığın hiç kalbini kırmadığın halde karşılık alamadığın için bir canavara dönüşür. O andan itibaren sana düşman haline gelir.
"Kız beni beğenmedi, mecbur mu kardeşim, herkes herkese vermek te (kalbini) zorunda mı? Napalım?" demez, başlar saldırmaya. O sana çiçek böcek gönderen romantik mesajlar yazan adam gider yerine bir öküz gelir. Hele birde senden güçlüyse, hele birde çevresi falan seninkinden daha bir kalabalıksa başlar sıralamaya. Genelde de bu tiplerin, daha doğrusu bu öküzlerin en tipik hareketi senin hakkında hemen giriştiği karalama politikasıdır. "Bırak ya o…….yu" ya da "Siz onun ne mal olduğunu bilmezsiniz." tipi cümleleri etrafta savurur gezer. Vermedin ya (kalbini) öküze artık senden kötüsü yoktur. Sanki her önüne gelene vermek (kalbini) zorundasın gibi.
İkinci bir grup vardır ki ne sen sor ne ben söyleyeyim. Ne edersen et, ne yaparsan yap canına amele sümüğü gibi yapışır. "Yok, kardeşim git!" dersin olmaz. Kibar söylersin olmaz. Öyle yapışıp kalır. Tam aramalar kesilir unuttu zannedersin, "Bip! Bip!" ya internetten ortamından, ya bir telefon mesajından bulduğu ilk delikten fırlar. Aslında bu zamk tipler bazende işinize gelmiyor değildir. Gerçek olan kalbinizi acıttığında egonuzu yere çarptığı bir anda öyle bir mesajla çıkagelir ki merhem olur merhem. Ama ne faydaki gönül işte, öyle bir gülümsersin merhem yarana iyi gelir ama yinede veremezsin (kalbini). Olmayınca olmuyor işte.
Bir grup daha vardır o da madem vermedin (kalbini) o zaman gel iyi arkadaş olalım çünkü seni kaybetmek istemiyorum. Bari senin gibi dostum olsun. Peki dost olurlar mı? Tabiki hayır. Sadece fırsat kollarlar, arkadaş olduk ayağı ile seninle görüşüp bazende zayıf anlarını kollayıp öyle bir müzik, içki kombinasyonunda acaba verir mi (kalbini) diye aportta beklerler. Ama sen dedik ya olmayınca olmaz kalbini öyle kolay kolay veremezsin.
Yani dostlar adamlara "hayır" demenin hiçbir faydası yoktur. Hayır diyen hep onlar olmak istedikleri için yine onlar istemeden kolay kolay ellerinden kurtulamazsın.
Ayşe Brav
Yorumlar
Kalbini vermese de, öküzle uzlaşmanın bir yolunu bulabilir kanımca. :p
Okuduğum 2. yazınız ve 3.yü okumaya niyetim yok. :) Yazık valla, çok çektirmişler size. E sizde öyle herkese vermeyin kalbinizi canım. :)
Benim kadınlarda gördüğüm ise şu, her zaman mükemmeli aramak. Çekici olmayan, kültürlülük vasfının yanından bile geçemeyecek, anlayışsız, yüzsüz birçok kadın gördüm ki erkek yakışıklı olsun, kültürlü olsun, karizmatik olsun, 3-5 sanat alanıyla ilgilensin, eğlenceli olsun zengin olsun evi arabası olsun yaz tatiline beni Avrupa'ya götürsün, beni hiç üzmesin, sabırlı olsun, iş yaşamının stresini bana yansıtmasın vs vs vs. Bunların bir çoğuna sahip olsanız bile daha çok daha fazla isterler. Şu da olsa, bu da olsa... Peki ama ya kadın? Çok mu güzelsin, çok mu anlayışlısın, vefalı mısın, dürüst müsün, erkeği mutlu edebiliyor musun, bakımlı mısın kültürlü müsün, bütün bunlara sahip olmaya layık biri misin? Hayır! En sonunda erkek dayanamaz ve ilişki sona erer. Diğer bir durumda ise erkek kadının bu bütün isteklerini ustalıkla yerine getirir(!) bir yerlerde piyano görür iki üç tuşuna basar, hemen başına geçip karizmatik bir poz verir, bir yerde keman görse hemen fotoğraf çektirir kemanla. :) Bir daha ayak basamayacağı otel, restoran, tatil beldesi vs. oralar hep onunmuş gibi bir fotoğraf daha. :) Sonra kadının gözünde "benim sevgilim müzikle de ilgileniyor sanatla da ilgileniyor" vs vs olur. Tabii bir süre sonra kadının vicdanı rahatsız olur ve ilişkiler biter. Erkeğin ne öylesi ne böylesi, erkeğin samimi olanı, dürüst olanı, sahip çıkanı, kıskananı, kadının yüzüne bakınca dünyanın en mutlu insanı olanı, eline fırsat geçse bile aldatmayanı, güler yüzlü olanı iyidir.
"Kız beni beğenmedi, mecbur mu kardeşim, herkes herkese kalbini vermek zorunda mı? Ne yapalım?" demez, başlar saldırmaya. O sana çiçek böcek gönderen romantik mesajlar yazan adam gider yerine bir öküz gelir. Hele bir de senden güçlüyse, hele bir de çevresi falan seninkinden daha bir kalabalıksa başlar sıralamaya. Genelde de bu tiplerin, daha doğrusu bu öküzlerin en tipik hareketi senin hakkında hemen giriştiği karalama politikasıdır. "Bırak ya onu." ya da "Siz onun ne mal olduğunu bilmezsiniz." tipi cümleleri etrafta savurur gezer. Kalbini vermedin ya öküze artık senden kötüsü yoktur. Sanki her önüne gelene kalbini vermek zorundasın gibi. Ben bu olayı yaşadım. Kesinlikle doğru.
Kesinlikle objektif bir yaklaşım olamayan bir yazı. Genelleme yapılacak olursa yazılanlar gerçekten doğru, bu tipler sadece Türkiye 'de değil dünyanın bir çok ülkesinde böyle. 3 gruba ayırmış biz erkekleri ve hepimizi o 3 gruba sıkıştırmaya çalışmış, olmamış çünkü 4. bir grup daha var onu da yazsaydın eğer harika bir yazı derdim ama harika bir yazı değil. Emeğine sağlık ancak olmamış. 4. grubu da ben yazmak istiyorum.
Son bir grup daha vardır ki madem kalbini vermedin "yolun açık olsun" diyen gruptur. Bu erkek grubu gerçekten sevmiştir, aşık olmuştur. O kalp için imkansızlıkları imkanlı hale getirmiştir. Ancak o kız kalbini bir kere vermedi ya ağzınla 10 kuş tutup getirsen yine vermeyecektir o kalbini. Gerçekten seven ve aşık olan bu gruptaki erkekler o kız hakkında kötü birşey konuşmaz ve acıları çektikten sonra yine yaşamaya çalışır. Bitirişini de şöyle yapsan bence daha doğru olurdu kesinlikle yanlış tespit tüm erkekleri soktuğun durum yüzünden: Yani dostlar adamlara "hayır" deseniz de bir şekilde hayatınıza işlerler ya da çomak sokmak isterler. Allah hep size 4. gruptan çıkma erkekler sunsun.
Ayşe Hanım, oldukça keyifli bir kaleminiz var. Her ne kadar tüm erkekleri aynı kategoriye sokmak, tüm kadınları aynı kategoriye sokmak kadar yanlış olsa da, maalesef 'hayır'dan anlamayan, anlamak istemeyen beyler çok. Belki de biz hanımlar, erkekleri kırmamak adına yanlış/eksik sözler söylüyor ve farkında olmadan karşımızdakinin az da olsa içinde ümit taşımasına neden oluyoruzdur, ne dersiniz?
Tebrik ederim Ayşe Hanım, çok güzel yazmışsınız. Uzun zamandır bu kadar gülmemiştim. Allah sizi de güldürsün.
Gerçekten rumuzunuzu hakettiğinizi gösterir bir yazı olmuş. İlişki cadısı, gerçek bir cadıymış. :)
O kadar kalbini verme meraklısı mısınız?
Ayşe hanım yazdıklarınız klasik Türkiye erkekleri modeli maalesef! Tabii ki de her erkek ve her kadın bir değil, her insan farklıdır. Fakat Türkiye geneli olarak gözlemleyecek ve belirtecek olursak malesef çoğunluk belirttiğiniz gibi. Bu yüzden tabii ki de genel olarak yazacaksınız. Sevgiler.
Çoğunluk böyle olabilir ancak herkes değil. Yazıda genelleme yapılması bir hata.
Kadınlarda kendine baksın biraz, çoğunun ayranı yok içmeye ama beyaz jaguarlı prens (para babası) peşinde.
Kendini dağıtır günlük ve başıboş yaşar.
Çok önyargılı tespit, biz erkeklerin tümünü aynı kefeye koyan tüm kadınlarında yanı başımızda kefeye girmeleri gerek. Şimdi "ben de reddedildim ama dediğin gibi olmadı, aksine numarasını siliverdim telefonumdan, bitti gitti" diyerek genele yaydığın önyargıyı tek başıma göğüslemek istemiyorum.
Burada yazı yazarken tuttuğun kalemin üst kısmı yukarı bakmalı, sağa sola yatık olursa "yanlı" (taraflı) makale yazmış olursun ki buda bu yazılarından dolayı seninde yan taraftaki kefeye girmene sebep olur.
Harika tespitler!
Kesinlikle tek taraflı objektif yazılmamış bir yazı. Bazı erkekler vardır (benim gibi) reddedilince karşısındakinden rahatsız ettiği için özür dileyip mutluluklar dileyen ve "istenmediğim yerde durmam" deyip kendi yoluna gitmesini bilen. Buradan bayan arkadaşlara sesleniyorum: Bütün erkekleri aynı zannedecek kadar saf olmayın. Feminist düşüncelerden kendinizi arındırın. İyi şanslar.
Bu kadın çok kötü vermiş (kalbini) adam öküzmüş anladık, ama bizim suçumuz ne herkes bir mi?
Hatunlar vere vere (kalplerini) bizler de bu karakterlere büründük diyebililirim. Eğlenilecek kadın var, birde 2 gün eğlenilecek kadın var. :)
Tamam olabilir. Fakat ya flört etmek için değilse. Yani ciddi bir durum söz konusu ise. Hiç kimsenin yüreği katı değildir ve kalp sürekli sevgi taşır. O yüzden bu gibi durumlara imkansız demek yanlış olur. Karşı tarafın sizi ne kadar sevdiğinizi görmek için yapmış olduğu bir test dahi olabilir. Biliyoruz sevgi emek ister fakat öyle yapan insanlar gerçekten sevgiye muhtaç veya öyle bir isteği olmayan kişilerdir. Belli bir isteğe sahip olup daha sonra vazgeçmektir. Kadınlar, erkeklere göre daha çok bağlanırlar. Ama yinede bir çok kişi yani erkek eksiklerini ve yanlışlarını görmesine vesile olacaktır.
Çok hoşlandığım, görüşmeyi ve çıkmayı çok istediğim bir bayana arkadaşlık teklifinde bulunmuştum. Ama başka sebeplerden dolayı nazikçe reddedildim. E tabii ki bize de düşen delikanlıca "kusura bakmayın rahatsız ettiysem özür dilerim, size iyi günler diliyorum" diyerek çektim gittim. Tabii üzüntü keder sardı bizi ama hayat böyle reddedilmekte var, ama gün geldi ve o kişi bana haber gönderdi: "Hala düşüncesinden vazgeçmediyse görüşebiliriz." Ne cevap verebilirim ki, elbette hayır...