Ayşegül Denizci bu hafta da sizden gelen soruları okudu ve yorumladı. Siz de aşk-meşk meselelerinde danışmak istediğiniz soruları buradan kendisine gönderebilirsiniz.

Serensizyeşil soruyor:
Merhaba Ayşegül Hanım,
Ben 23 yaşında bir bayanım. 2 yıl süren bir ilişkim var. Erkek arkadaşımı seviyorum. Ancak eskiden tanıştıgım bir erkek arkadasım (kendisi evli) görüşmeyi istedi; görüştük. Onu şimdiye kadar hiç aklımdan çıkaramamıştım. Ne zaman bir ilişkiye başlasam; o gelirdi aklıma. Ancak görüştügümüzde uygunsuz teklifler aldım. "Evlisin" dedim, "seninle bir daha olmaz" dedim.Teklifleri yerine getirmedim ama hala konuşmaya devam ediyorum. Sanki o yalvarınca benim daha çok hoşuma gidiyor. Eski günlerimizden bahsediyor. Beni kandırmaya çalıstıgını düşünüyorum. Nasıl bir erkeği sevmişim diye de çok üzülüyorum. Konuşmaktan da kendimi alamıyorum. Artık "aşk"a inanmıyorum. Ne yapmalıyım?
Ayşegül Denizci yorumluyor:
Merhaba,
Yazdıklarınızdan aklınızın iyice karışmış olduğunu anlıyorum. Bu durumda aşka inansaydınız evli olan "eski" ilişkiniz ile yeniden beraber mi olurdunuz? O durumda, o eşinden ayrılıp sizinle beraber olmaya mı başlardı? İki yıldır beraber olduğunuz ve onu da sevdiğinizi söylediğiniz erkek arkadaşınızdan ayrılır mıydınız? Eski erkek arkadaşınız için "Nasıl bir erkeği sevmişim diye de çok üzülüyorum." dediğinize göre şimdi onun davranış ve kişilik yapısını pek onaylamıyorsunuz. Hakkında böyle düşündüğünüz biri ile görüşmeye devam etmek size ne kazandırıyor acaba diye düşünürseniz sanırım bu "kendinizi alamamak" konusunu çok daha iyi netleştirebilirsiniz. Kararlarınızın sizi, sevgi dolu bir ilişki için gereken akıl ve duygu berraklığına kavuşturmasını dilerim.
![]()
Netcanan2006 soruyor:
Aşırı kıskancım ne yapmam lazım? Arkadaşlıklarım en fazla 1 ay sürüyor, bunu kıskançlığa bağlayabilir miyiz?
Ayşegül Denizci yorumluyor:
Arkadaşlıklarınızın en fazla bir ay sürmesinin tek nedeni kıskançlık olmayabilir elbette. Doğru zamanda karşılaşmamış olmaktan tutun da, doğru kişi ile karşılaşmamış olmaya varan sayısız nedenleri olabilir. Ancak...
Kadın için de, erkek için de, beğendiği, arzu duyduğu, sevdiği, aşık olduğu kişiyi başkalarından kıskanmak doğal, yani onu kaybetme korkusundan kaynaklanan bir tepkidir. Bu durumun aşırı olması hali elbette sağlıksız bir durumdur. Kişinin kendine güveninin tam olmadığını da belli eder. Benim size teklifim öncelikle kendi kişilik yapınıza, duygularınıza, sevme gücünüze tam olarak inanmanızdır. Bu durumda karşınıza çıkan kişilere hem kendinizi doğru bir şekilde ifade edebilir, hem de onları daha yakından tanımaya açık olursunuz. Kıskanmak aynı zamanda önyargı ile itham etmek anlamına da geldiğinden normal şartlarda hiçkimse buna katlanmak istemez. Kendinize daha fazla güvenmek için; ilişkinin hemen başlarında onu kaybedebilirim endişesi ile hareket etmek yerine, onu nasıl daha yakından tanıyabilirim? Kendimi de ona nasıl daha iyi ifade edebilirim? diye düşünüp hareket edin. Bu sizin, karşınızdakine, tam olarak tanımadan güvensizlik duymanız yerine, karşılıklı tanışmanın getirdiği giderek derinleşen ilişkiyi getirecek ve terk edilme korkunuzu ortadan kaldıracaktır. Mutlu ve endişesiz beraberlikler dilerim.
![]()
benşifre soruyor:
Ben içime kapanık birisiyim. Aşkı tadamadım; utangaç olduğumdan. Ama aşksızlıktan da bir hayli rahatsızlık duyuyorum. Bana yardımcı olursanız sevinirim, böyle durumlarda ne yapmam gerekiyor?
Saygılarımla.Ayşegül Denizci yorumluyor:
Umarım bu dünyada "içine kapanık ve utangaç" bir tek sizin bulunduğunuza da inanmıyorsunuzdur. Karşınıza çıkan utangaç ve içine kapanık olduğunu düşündüğünüz biri ile karşılaştığınızda onunla bu duygularınızı paylaşırsanız, onun kendisini nasıl hissettiğini sizin de anladığınızı görünce aranızda büyük bir aşk doğabilir. Yaşamlarımıza kabul ettiğimiz kişileri bizzat kendimizin seçtiğini, bu seçimi yaparken aslında duygularımızı kullandığımızı, dolayısıyla duygularımızı önce kendimizin kabul etmesi halinde duygudaşlarımızla buluşacağımızı bilelim yeter.
![]()