Ayşegül Denizci bu hafta da sizden gelen soruları okudu ve yorumladı. Siz de aşk-meşk meselelerinde danışmak istediğiniz soruları buradan kendisine gönderebilirsiniz.

Bahtsızmühendis soruyor:
Merhaba,
Ben 22 yaşındayım erkek arkadaşım da 24. O şu anda çalışıyor, ben de Kpss sınavına hazırlanıyorum. İkimiz de birlikte olucağımız günün hayallerini kurarken; annem neden onlarla bu konuyu konuşmadığımı sorgulayıp ve ilişkimizi babama söyledi. Babam karşıma dikildi ve erkek arkadaşımı ırkından dolayı istemediğini söyledi. Bunu duyunca resmen yıkıldım ve erkek arkadaşımla konuyu konuştum. Bana beklememi ve zamanı gelince bir şekilde halledeceğimizi söyledi. Ama babam bu konuda o kadar önyargılı bir insan ki, ne yapcağımı bilmiyorum. İşin kötü yanı erkek arkadaşımın, babamın bu tavrından bıkıp isyan etmesinden korkuyorum.
"Acaba sonunda mutlu olur muyuz?" diye düşünmekten ve bir çok sorudan artık kafayı yiyecek durumdayım, ne olur bana bişeyler anlatın. Beni bu karmaşık durumdan kurtarın, ben babamı nasıl ikna edeceğim? İkna olmazsa, nasıl davranmalıyım?
Ayşegül Denizci yorumluyor:
Merhaba,
Babaların önyargılarını kırmak doğrusu bazen kolay olmayabiliyor. Tabii yaşam sizin... Bir ömür sürmesini arzu ettiğiniz ilişkilerinde arabulucu olmak kolay değil. Ancak benim teklifim, ortalığı yatıştıran kısa ve öz konuşmalarla bu iki kişiyi karşı karşıya getirmeden olabildiğince geçiştirmeniz... Sonrasını zamana bırakın. Eğer siz erkek arkadaşınızla çok mutlu zamanlar geçiriyorsanız, gelecek size yolunu açacaktır inancıyla bugünlerin keyfini çıkarın. Her iki erkek de sizi sevdiğine göre sizi sevdiğine göre, sizin olumlu duygularınızla ikna olacaklardır.
![]()
Sweetheartdark soruyor:
Merhaba Ayşegül Hanım,
Ben 28 yaşında bir erkeğim. Şu an İngiltere'de dil eğitimi almaktayım. Ancak buraya gelmeden bir - iki ay önce bir kızla tanıştım. Kendisi gayet düzgün, aklı başında, ortak yönümüzün çok olduğu ama farklılıklarımızın da bulunduğu bir bayan, üç aydır kendisiyle internet üzerinden konuşuyoruz ve bu süre zarfında birbirimize anlattığımız kadarıyla birbirimizi tanıyoruz. Onu daha yakından tanımak istiyorum, gerçekten hayatımda onun gibi birinin olmasını istiyorum ve onu kaybetmek istemiyorum. Ancak ben biraz önce de dediğim gibi İngiltere’deyim ve Temmuz ayından önce dönmem imkansız. Ona "sana beni bekle diyemem" dedim. Ona karşı güzel duygular besliyorum ve bunu ona söyledim. Şimdi hemen hemen her gün konuşuyoruz. Ancak o da bu konuda kararsız, "ne olacağı belli olmaz" diyor. Tabii haklı bence de, onun yerine kendimi koyuyor ve onu haklı buluyorum. Şimdi onu kaybetmekten korkuyorum. Ben Türkiye'ye gelene kadar ne yapmalıyım? Ona nasıl davranmalıyım? Tavsiyelerinizi bekliyorum. Şimdiden teşekkürler..
Ayşegül Denizci yorumluyor:
Merhaba,
Her gün onunla konuşmaya ve onunla konuşarak kendinizi anlatmaya ve onu daha yakın tanımak için onunla ilgili aklınıza gelen konularda kendisini anlatmasını dinlemeye devam edin.
Birbirini anlayan ve dinleyen bir ilişki için; mesafeler ve zamanlar yakınlaşır. Gelecekte onunla ilgili nasıl hayaller kurduğunuzu da anlatmayı sürdürün. Temmuz ayının sizi sevgiyle kavuşturan bir ay olmasını dilerim.
![]()
Zozer soruyor:
Sevgili Ayşegül Hanım,
İlişki çok monotonlaştı, artık ne yapacağımızı bilmiyoruz. Sıkıntıdan patlıyoruz. Ekonomik sıkıntılarda var, çare ne olabilir?
Ayşegül Denizci yorumluyor:
Merhaba,
Bu aslında çok kolay değil mi? Şimdiye kadar yapmadığınız şeyleri yapmaya çalışın. Örneğin, doğayı seviyorsanız parkta ağaçların altında piknik yapmadıysanız ve bu fikrin sevgiliniz için cazip olacağını hissediyorsanız; sürprizli sandviçler ve içecekler le bir sepet hazırlayın. Ona bir randevu mektubu yazıp, buluşma yerinden pikniğe gidebilirsiniz. Bir çok fikirleri de siz kendi yaşantınızdan ve hayallerinizden bulup çıkartabilirsiniz. Beraberce hayaller kurmak, hem sizi birbirinize daha da yakınlaştıracak hem de monotonluğu giderecektir. İşlerinizin de bir an önce yoluna girmesini dilerim.
![]()
Yorumlar
İnsan hayatının bir ağacın yapraklarına benzediğini söyleyebilirim. Sulandığında yeşerir, susuz kaldığında sararıp solar. İnsan ruhunun yaşam suyu aşktır. Aşksız bir insan kurumuş bir ağaca benzer. Ruhunda buzukluk yıpratıcı yaralar meydana gelir; yok olur gider. Her ağacın suya ihtiyacı olduğu gibi ,her insanın da aşka ihtiyacı var. Velhasıl aşksız yaşanmaz! Aşk, yaş sınır tanımaz, aşk ızdıraptır, aşk özlemdir. Aşk yaşamaktır; aşk insanın tüm damarlarında damla damla akan kandır.