Son zamanların en büyük problemi ilişki yaşayamamak. Özellikle kadınlar… Çünkü maalesef artık her 15 kadına bir erkek falan düşüyor. Hal böyle olunca da adamlar kasım kasım ‘iyiyim, güçlüyüm, iyi beceririm var mı isteyen?’ diye dolaşıp duruyor. Kadınlar da "Anladık iyi becerirsin biliyorum ama sonra aramazsın " diye tırsıyor. Adamlar kıtlıklarının da çok iyi farkında.
Kadınların naif beklentileri ve gerçekler:
Geçen sabah kör şafak, bir arkadaşımın telefonuyla yataktan zıpladım. "ne o kızım karga şeyini yemeden beni mi hatırladın?" dememe kalmadı kızcağız başladı ağlayarak anlatmaya. Efendim benim bu arkadaşım 30’lu yaşlarda çok hoş mimar bir hanım. Londra’da yeni aldığı bir projeyle ilgilenmek üzere yola çıkmış. Uçakta koltuğuna oturduğunda gözlerine inanamamış. Çünkü yanında inanılmaz hoş, karizmatik bir adam oturuyormuş. Bizim kızda "Allah Allah böyle şanslar bana pek çatmaz ya hadi hayırlısı" deyip başlamış adamla hasbıhale. 3-4 saat yapılan koyu muhabbetle birlikte birbirlerinin telefon numaraları alınıp verilmiş. Gereken yapılmış anlayacağınız. Derken adam kızı neredeyse her gün aramaya başlamış. Kız adamın zarif konuşmalarından, artık görmeyi unuttuğumuz salon adamı jestlerinden pek etkilenmiş. Kısa bir müddet sonra bizim kız adam tarafından akşam yemeğine davet edilmiş. Müthiş bir gece geçirildikten sonra bizim kız yine gayet zarif bir biçimde evine bırakılmış. Bu görüşmeler 2-3 kere yapıldıktan sonra beklenen gece yaşanmış ve kız ertesi gün büyük bir mutlulukla adamı arayıp "Nasılsın akşam buluşuyor muyuz?" falan demiş. O zarif, nazik salon adamı kızın hiç alışık olmadığı amiyane bir üslupla "ne o kızım bir gece yattık diye kocan mı zannettin ne bu organizasyon merakı’"demez mi?. Kızcağız yaşadığı şokun etkisinden kurtulamayıp sabah sabah beni aradı ve hikayesini anlattı. Ben de "kızım senin İstanbul’daki aşkların sonundan haberin yok galiba pek naif kalmışsın" dedim.
Sürpriz Beraberlikler
"Yahu bu kadar problemle mücadele ederken, geçim derdine düşmüşken; ne alaka ilişkiydi, kıldı tüydü?" diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Ama hiç de öyle değil işte. Çünkü hepimiz değişen, büyüyen, karışan şehirlerimizde ilginç ilişkiler, sürpriz beraberlikler ve beraberinde çıkan sorunlar yaşıyoruz, istesek de istemesek de. Ve bu tüm hayatımızı, hatta iş verimimizi bile fazlasıyla etkiliyor ve herkes değişik çarelere baş vuruyor. Kimi kesimler vücuduna jilet atıp Müslüm abisini dinlerken, kimi kesimler de psikologlarla, Prozac’larla ömür geçiriyor. İşte şimdi bu problemlerden son zamanlarda en çok yaşananlardan birisi de arkadaşımın başına gelen gibi ilişki yaşayamama problemi. Ve bu problemi özellikle kadınlar daha fazla yaşıyor... Adamlar kıtlıklarının o kadar farkındalar ki katiyen ilişki yaşamak, taahütte bulunmak istemiyorlar. Hatta bir kadınla beraber olduktan sonra "Aman abi kadını şimdi ararsan amele sümüğü gibi yapışır sonra da kurtulamam" deyip hemen arazi oluyorlar. Yani anlayacağınız artık kimse unutulmaz ilişkiler yaşamak, romantik vaatlerle ilgilenmek ve birbirinin problemlerini dinlemek istemiyor. Hiç emek verilmeyen ilişkiler de fast food gibi neredeyse ayakta yaşanıp tüketiliyor. Tabii herkes yeni tanışmalardan, toslaşmalardan hemen umutlanıp beklentiye giriyor ama beklentiye girenler de hadleri de jet hızıyla bildiriliyor. Hatta kadınlar bir araya geldiklerinde bunları bolca konuşuyorlar. Çünkü İstanbul’da her kadının aşağı yukarı böyle bir hikayesi var. Tabii kadınlar da bu konuda pürüpak değiller. Neden derseniz biz kadınlar da yıllarca birçok düzgün, sevecen adamı sırf şişman, yeterince güçlü ya da zengin olmadıkları için reddetmişizdir. Eee şeytan azapta gerek o karizmatik, komik seksi erkekler de canımıza okuyorlar tabii şimdi.
Tabii bu arızalı ilişkilerden tırsıp yeni başlangıçlara şans vermekten kaçmamak lazım. Belli mi olur bir bakmışsınız ruh ikizinizi bulmuşsunuz, adam da sizi koparıp götürmüş.
Ayşe Brav
Yorumlar
Aslında yazıda bahsedilen 1'e 15 oranı yanlıştır. Neden derseniz, TÜİK verilerine göre Türkiye'de yetişkin kabul edilen 18 yaş ve üstü grup içerisinde 1 erkeğe 4 kadın düşüyor. Bu oran gerçek ve doğrudur. Hatta bunun değerlendirmesini ise artık sokaklara bakarak görebilirsiniz. Eskiden okullarda, sokaklarda erkekler kızlar için kavga ederken artık kızlar erkek için kavga eder oldular. Tüm bu verilere bakarak hareket edecek olursak hala bazı hanımlar kendilerini dünyanın merkezinde görmeye devam ediyorlar. Hatta bu hanımların zor zahmet buldukları erkek arkadaşları, en yakın kız arkadaşları tarafından elinden alınıyor ve bu duruma erkek aldatıyor diye çığırtganlık yapıyorlar. Bence hanımlar uyanın bu rüyadan, hala uyuyorsunuz.
"1 erkeğe 15 kadın", "Erkek kadını yatağa attı", "İlk seferde yatağa giderse olacağı budur" gibi yorumlar çok yersiz, seviyesiz ve sıradan. Cinsellik insanoğlunun temel ihtiyaçlarındandır, yemek yemek, su içmek gibi. Ama asıl konu, kadınımızın cinselliği ne kadar anladığıdır. Cinsellik, erkeğe sunulan bir hediye değildir ve konuşulmaktan ziyade yaşanması gereken bir durumdur.
E ne diyeyim artık. Bir yanda aşk peşinde koşan kadın, öteki tarafta bu kadını nasıl tavlarım da onu yatağa atarım düşüncesinde bir adam. Peki kim suçlu? Bir adamdan hoşlanıp onun cazibesine kapılıp "belki de o aradığım adamdır" diye düşündüğü adam tarafından ilk fırsatta yatağa atılan kadın mı, yoksa karşısındaki kadını sadece cinsellik için kullanıp işi bittikten sonra terk eden erkek mi? Daha yeni başlayan bir ilişkide kadınlar erken yatağa girebilirler ve bundan daha doğal ne olabilir? Çünkü o karşısındaki adama güvenmiştir. Burada ilişkiyi yaşayan, yaşamak isteyen insanların düşüncelerinin ne olduğu önemlidir. Kimsenin kendi çıkarı için bukalemun gibi kılıktan kılığa girip karşısındaki insanı hayal kırıklığına uğratmaya hakkı yoktur. Erkek olsun, bayan olsun... Herkes bir ilişkide düşüncesi ne ise, karşı cinste de kendi gibi düşünen birini bulsun, kimse mutsuz olmasın aksine mutlu olsun.
Her erkeğe 15 kız düşüyormuş. Benim hakkımı kim yiyorsa haram olsun. Ne diyeyim? :)
Tiplemesi yapılan erkek tipi, playboy veya kazanova diye nitelendirdiğimiz erkek tipleri genele yayılması malesef üzücü. Bu sefer erkekte çekinecek bayanda haliyle siberde çiftlerin mutluluğunda söz sahibi aracı olma şansından uzaklaşacak analizleri genellemeyelim lütfen.
Evet, bence de güzel yazılar.
Evet yazarın bahsettiği "1 erkeğe 15 kadın düşüyor" derken şunu söylemek istedi bence, işi gücü iyi olup da aynı zamanda yakışıklı olan 15 erkekten sadece 1 tane çıkıyor, diğerlerini erkek olarak görmemiş. Diğer 14 erkek yalnız o 1 erkek yılda 15 kadınla birlikte olabiliyor. Dolayısıyla "1 erkeğe 15 kadın düşüyor" demesi ondan.
Kadınlar doyumsuzdur ve hep fazlasını isterler. Bu evlilikte de geçerlidir, flortlerde de geçerlidir. Bu zamana kadar hep istediklerini verdim ve bundan şikayet de etmedim, memnundum halimden; ama sonradan bakıyorsunuz ki o kadar verilen emek, sevgi, zaman, hepsi bir anda uçuvermiş. Zamanımızın ilişkilerinde iyi anlaşıp vakit geçirmek ve kafaların uyuşmasıdır önemli olan. Bundan gerisinin yalan olduğunu düşünüyorum. Ben de inanmak istemiyorum; ama aşk, sevgi, artık hepsi yalan. Tamam olan birşey; ama olsa da fıs diye sönüp uçup gidiyor. Bence kadınlar dizilerdeki gibi aradıkları iltifat eden, hoşgörülü, cesur, aşkperest, sürekli güzel sözler söyleyip kendisini yücelten ve böyle bitmeyen istekler zincirinden vazgeçsin. Elindekinin kıymetini bilsin ve o da çaba göstersin. Erkekler de sırf olayı yatağa atmak için, jön ve sahte prens görünümünden vazgeçip olduğu gibi olsun. Ben öyle yapıyorum. Her ne kadar dürüst olduğum için hep kaybetsemde, rol yapmaktan iyi olduğunu düşünüyorum. En azından vicdanım rahat, kimseyi kandırmıyorum, hissettiklerim ve beklentilerim neyse söylüyorum. Belki Mars'ta bir yerlerde böyle biri çıkar karşıma.
Yapılan yorumlara bakıyorum da buradaki erkeklerin çoğu uçkur peşinde. Yatağa atayım da nasıl olursa olsun. Yok "bir erkeğe 15 kadın düşüyor, ne güzel, bundan güzel ne olabilir" gibi yorumlar... Evet gerçekten öyle; ama bu yorumları yazanlara soruyorum, o halde neden elleri boş ve böyle yorumlar yapıyorlar. Kadınlar hassastır, ince ruhludurlar, çok kırılır ve alınırlar. Bir erkeğe 20 kadın düşse de kadına o güven denen duyguyu empoze edemezse, o erkeğin en sadık arkadaşı elinden başka birşey olamaz. Yahu nazik ol, biraz iltifat et, romantik ol, aşk oyunları yapmaya çalışma, hiçbir kadın bunu yemez ve kadına asla yalan söyleme, yaptığın hata da olsa doğruyu söyle, ona inanın. O zaman kazanan olan siz olacaksınız. Kadınlar özgürlüğüne düşkündür, sıkmayacaksınız. Nasıl biz erkekler zevklerine düşkünsek, çoğumuz kadınların da değişiklik istemesi doğaldır. Yani kısa ilişkiler erkeği de kadını da mutlu eder; ama belirli aralıklarla tekrar bir araya gelinmelidir.
Erkek başına 15 kadın çok iyi. Erkek başına 15 kadın ortalamasının farkında olan bir kadın daha da iyi ve birşey daha; bu farkındalığın içinde olan bir kadının, bu ortalamadan haberi olmayan bir erkeğe sahip olması iyilerin en iyisi. :) Saygılar...
"Bir erkeğe, onbeş kadın düşüyor" düşüncesine farklı yönden bakmak lazım. Kadınlar erkeğin ilk önce ekonomik yönüne bakıyorlar. Diğer özellikler pek o kadar da önemli değil onlar için. Eğer ekonomik olarak güçlüysen, 1 erkeğe 15 değil, 30 da düşebilir. İşte kadınların handikapı bu.
Bir arkadaş demiş ki ''bir ayda yatağa giren adama ya da kadına güven olmaz.'' Peki yıllardır yaşanan gerçek şu: Erkek avcı, kadın avdır. Bunu mu yapmalıyız? Sürekli kaçan kovalanır mı oynayacağız? Beyler ya da bayanlar, oyunun kuralları yeniden yazılıyor! Şu dönemde her cins yeni kimliklerini bulma savaşı içinde. Birkaç yüzyıl içinde kadınlık ve erkeklik hakkındaki tüm bilinenler değişecek. Şimdi yeni ve eski arasındayız. Sadece azıcık sabır gerekiyor sonra çocuklarımız rahat edecek. :) Ayrıca erkek nüfusu da bence azaldığının farkında. Tek gerçek şu ki: Azalan nüfusları onları av biz kadınları avcı yaptı. Fakat erkek ruhen av olmaya alışık değil; sapıttı. Bu çok normal; doğasına aykırı zira. Biz kadınlar ise, kadın kimliklerimizin değişime uğradığı bu yüzyılda henüz tam anlamıyla ne erkek ne de kadın olabiliyoruz. Gelecek yüzyıllarda insan olma kavramı ortaya çıkacak; endişe etmeyin!
Bence birini iyice tanımadan niyetini kimse bilemez. Efendi adam da kendini belli eder, bunu herkes bilir. Bana sorarsan o adam işinin ustası olmuş biri. Bu kız bence adamın maddi açıdan sorunsuz olabilme ihtimalini öne çıkarıp ona teslim olmamıştır değil mi? Ama bu kız milleti de çok maddiyatçı. "Her şeyim olsun, bir şeyden de eksik olmayayım, aman şunum da olmazsa hayat sona erer tavrı" var bunlarda. İnsan kendi kaderini yazamaz, yazsa idi Sabancı'nın oğlu olmayı yazardı. Hayatını rahat içinde sürerdi; ama hayatta bizler sadece kaderimizi yaşarız. Bu bazen fakir, bazen zengin, bazen de orta halde; ama ilişkiler bunlar üzerine kurulursa ilk rüzgarda alabora olur, batar, biter maazallah; ama sağlam temele oturtulursa kasırga bile yıkamaz onu. Hoşçakalın gözüm; "dost acı söyler".
Doğru 1 erkeğe 15 kadın düşer ama buradaki ayrımı şöyle yapmak lazım. Doğası gereği erkek doğada gördüğü her dişiyi döllemek ister. Bu doğadan gelen temel içgüdüdür. Dişi de bunun farkında olduğu için seçicidir. En iyi olan erkek ile birlikte olmak ister. Günümüzün modern hayatı insanın yaşayış tarzını ilişkilerini vs. ne kadar değiştirirse değiştirsin bu temel gerçeklik asla değişmeyecektir. İşte kadının seçici olması durumunda 15'e 1 gibi bir seçimlik oran oluşmaktadır. Kadın seçiciliğinin yarattığı psikolojiyle erkeğin hayatının tam orta noktasında olmak ister. Halbuki bu böyle olmayabilir. Bunun illa ki bir başka dişi olması gerekmez. Bu kimi zaman iş hayatı, kimi zaman müzik kimi zaman futbol gibi basit birşey bile olabilir. Sonuç olarak evliliğin ben biraz da dogmatik bir kavram olduğunu düşünüyorum. Yani devamlılığı ve kalıcılığı olan ilişkinin evlilikle sonuçlanması için öncelikle insanın çocukluğundan bu yana bunu hayal etmesi istemesi gerekir. Erkek baba olmayı kadın da anne olmayı hayal ediyorsa o zaman ancak bu evlilikle sonuçlanır. Yoksa benim gibi Jim Morrison olmayı hayal edenlerdenseniz; siz de çocukken o iş biraz zor. :)
Şu "adam gibi adam" betimlemesinden öğk geldi artık. O eskidendi geçiniz.:) Şimdi piyasa kendini akıllı sanan, gündelik ilişki peşinde, utanmadan ben "ıssız adam" modunda tiplerle dolu. İyi halt ediyorsunuz devam ediniz. :)
Erkeklerle fazla oynanırsa sonuç bu oluyor. Ortaya bambaşka bir erkek tiplemesi çıkıyor; ama bence erkeğin püf noktasını yakalarsan, hayatta bırakmaz seni. Aksine tapar kadınına!
Hangi erkek uzun süreli ilişki arıyor burada yahu? Kızlar koca arıyor, o doğru ama bu da beni acayip eğlendiriyor ve gülüyorum komik gerçekten.
Tam tersi bence, Türkiye için farklı. İlişki manasında bakarsak 15 erkeğe bir kadın demek lazım. Sonra bayanlar havalara giriyor. Dolayısıyla bir bayanla çok fazla ilgilenen erkek olunca da bayanların burnu 1 değil 5 karış havada oluyor. ;)
Hanımlar için; bence olayı dramatik boyutlara getirmeden 40 yaşlarına kadar keyifle yaşamak sonra da 60'larında bir bey ile evlenmek.
Şaka...
Ama bir adam olarak çevremdeki diğer adamlara baktığımda...
Haklısınız "adam gibi adam" az.
Efendi erkek! Nazik olursunuz ilişkinin uzun sürmesi için, temeli sağlam tutmak için, zorlamaz nazına katlanırsınız. Artık tutamaz kendinizi bir gece başbaşayken ufak bi buseye teşebbüs edersiniz SAPIK! olursunuz. ya da "Keşke tüm erkekler senin gibi olsa." "Niye senin gibi erkek bulamıyorum" gibi cümleler ile karşılaşırsınız. Biz erkek değil miyiz de karşınızda otururken bizim özelliklerimizde niye erkek yok diye dert yanıyorsunuz? Sebep basit. Erkek olarak siz çantadasınız. Çok yakışıklı değilsiniz (olsanız da çantadasınız bir kere), çok zengin değilsiniz; ama bir bakıyorsunuz bir kıro ile birlikte. Afedersiniz köpek gibi peşinde sürükleyen, öyle davranan bir adamla. Ya onun hormonları bizden çok çalışmıyor sadece KIRO. Kısaca siz kadınlar yakışıklı erkek, anlayışlı erkek ,zengin erkek istiyorsunuz; ama bir yandan da sizi dövme, aşağılama potansiyeli de çok yüksek olacak birini istiyorsunuz. Bakın İstanbul'daki kadınlara en güzellerinin yanındakilere çok azının eğitimi insanlığı ortalamanın üstünde ya da bir çoğunun karanlık tipi var. İstediklerinizle, yaptıklarınız, ayakkabınızla, çantanız kadar birbirine uymuyor.
Zerre kadar katılmıyorum. Buradaki genelleme fazlasıyla yanlış; pek çok erkek düzeyli ve uzun sürecek (belki de bir ömür boyu) ilişki arıyor. Ancak, kadınlar o kadar çok pembe dizi izlemişler ki Türkiye gerçeklerinin farkında bile değiller. Hayallerle yaşayıp romantik, zengin prenslerini arıyorlar sadece. Asıl mesele kadınların fazlasıyla maddiyatçı oluşudur bence!
Erkekler tüm maneviyatını kaybetmişken, eh bizim cinsimizde onlara bu konuda oldukça yardımcı olurken; elden ne gelir?
Ayşe Ablacım,
Sen 15 tane bayan bul karşıma çıkar, ben sadece birini seçeceğim; geri kalan 14 tanesi senindir. :)
Bizim okulda (İTÜ) 1 erkeğe 3 kg filan kız düşüyor. 1 erkeğe 1 kız da gayet güzel bir oran bence. :)
Kızlar kendinizi çok kasıyorsunuz. Bu arada piyasadaki adamları birileri kapıyor, kalanlar da işin farkında. Siz olmasanız bir başkası muhakkak olacak. Kendim ettim, kendim buldum gibi bir şey...
İlişkilerin ahlaki boyutu yok artık, herşey cinselliğe dönmüş.
Ne yazık ki günümüz ilişkileri yazarın da dediği gibi yaşanamıyor. Buna artık tanımadan birlikte olmak mı dersiniz, karşısındaki insanı cinsel obje olarak görmek mi dersiniz yoksa ahlak yapılarını mı sorgularsınız bilmem ama biz kadınlar nedense güven duygumuzu kaybediyoruz; karşı cinse bu tip olaylar yüzünden. Elimi sallasam ellisi düşünce tarzını benimseyen kişiler ne yazık ki bir süre sonra mutsuzluk girdabında buluveriyorlar kendilerini sonuçta. Lütfen etrafınıza bir bakın kim mutlu?
Bence bu tarz adamlar kız arkadaş edinememek gibi bir sıkıntı yaşamayan, bayanın beklentilerini çok iyi bilen tiplerdir. Çevremde örneklerini çok görüyorum.
"Adam gibi adam" derler hani, o çok nadir ve bulunmaz oldu, sorun burada. Ama hiç kimse de mutlu değil. Çünkü başka arayışlar ve doyumsuz dürtüler var. Günlük yaşamda paylaşılmadan yaşanan duygu eksiklikleri insanları mutlu edemez ve güven olmayan bir ortamda mutsuzluktan başka bir şey olamaz. Sevmek ve sevilmek en güzeli bunu denesek çok zor olmasa gerek; mutlu olmak için sadece sevgiyle kalın...
Erkeğe düşen kadın oranı o kadar bol değil; ama hikaye doğru. Bu erkek tiplerini kim yaratmış bir de bunu araştırmak lazım :).
Yazarın yanlışı var; 1 erkeğe 0.25 kadın düşüyor online olanları dikkate alarak.
Bu süreç nereye varacak bilmiyorum...
Bir ay içinde bu ilişkiyi yatağa götüren erkeğe güvenirsen olacağı budur. Kibarlık aldatıcı olmasın. Artık yeni moda bu. Erkeklerden çekmiş belli bir yaşa gelmiş kadınların en kolay düştüğü tuzak.