Sekselog Dr. Ayşe Brav, Ulus'tan bildiriyor: Efendim geçenlerde gazetenin birinde bir manşet diyor ki; Türkiye'deki kadınların çoğu cinsel soğukluk yaşıyormuş, yine çoğu vajinismus hastalığının pençesinde kıvrım kıvrım kıvranıyorlarmış. Allah Allah... Kadınlarımız mı vajinismus yoksa erkeklerimiz mi abazus? Sanki biz anatomik olarak böyle doğduk ya da çok iyi muamele gördük de mi seksi sevemedik?
Hadi canım, kazın ayağı pek öyle değil işte. Maalesef erkeklerimizin çoğu, bırakın iyi seks yapmayı öpüşmeyi bile bilmiyor. Ben de çok deneyimli olduğum, yılların kaşarı olduğum için söylemiyorum bunu, bütün kadınlar aynı dertten yakınıyorlar da oradan biliyorum. Efendim siz alın hamuru ince ince yoğurun, kıvama gelsin, sonra işleyin; var mı öyle hamuru pişirmeden üstüne krema dökmek, "Ne ekersen onu biçersin" demiş atalarımız. Siz şöyle dersinize iyi çalışın, bakın neler oluyor.
Bilirsiniz at sahibine göre kişnermiş, bana gelen e-postalara bu durumda yine Ayşe'ce bazı cevaplar yazmak istedim. Siz sadece mutlu olun, doğru çözümler bulun diye kariyerimi bile feda edip Ayşe Dümen'cilik yapmaya başladım. Nurşen kızımız diyor ki; "Yaklaşık iki ay önce bir adamla tanıştım. Şu anda yaptığı belli bir işi yok. Bir müddet önce işini kapatmış, inanılmaz asabi davranıyor. En ufak şeylere bağırıp çağırıyor, bunların üstüne seks hayatımız da çok iyi değil; orada da çok egoist, hep kendini düşünüyor. Bütün bu olumsuzluklara rağmen kendimi ondan kurtaramıyorum. Sizce ne yapmalıyım?"
Ayşe'ce cevap: "Eee... Şeytan azapta gerek. Biz kadın milleti nedense bize kötü davranan, bizi sömüren arıza adamlara bayılıyoruz. Bize iyi davranan yumuşak adamlara "Ay ne yapayım o sümsüğü" deriz. Hal böyle olunca da adamlar daha ilginç olabilmek için etrafta kızgın boğalar gibi dolaşıyorlar. Ben sana ne diyeyim hayatım? Adamın elle tutulur bir tarafı yok, ama sen "Ben mazoşistim ille de acı çekeceğim, ruhumda arabesk bir yan var, gözyaşlarım rakı bardağına akmalı" diyorsan yolcu yolunda gerek. Biz seni tutmayalım. Zaten etrafta adam da yok, deli meli işsiz güçsüz idare et; zaten bu devirde işli adam mı var güzelim?
Gelen e-postaları okuyunca kadınlar frijit olmasın da ne olsun diyorum. Siz siz olun biraz da kadın ruhuna hitap etmeye çalışın. Biz el yordamıyla ilerleriz, merak etmeyin.
Ayşe Brav
Yorumlar
Size denk gelmemiş demek ki. Sizin adınıza üzücü bir durum olsa gerek. E tabi ''şans'' her kadına eşit dağılmıyor.
Kadın kendine bakmasın, banyo da duş teknesinde bir tomar saç kılını bıraksın, lavaboda sü..ğünü bıraksın ve saç kılını gene oraya boca etsin ve temizlemesin, bol bol sigara içsin, ağzı koksun, hatta yatağa girmeden sigara içsin, dişlerini ve ağzını hatta dilini fırçalayıp yatağa girsin ve sanki sigara içen insanın sadece ağzı kokuyormuş da sizin onu öpme anındaki ağzından gelen o iğrenç koku taa ciğerlerinden gelmiyormuş gibi davranıp zeytinyağı gibi üste çıksın ve "ya ağzımı, dişlerimi bile fırçaladım; ama sende iş yok" desin, ondan sonra da eşinden ilgi beklesin, tabii tabii beklesin! Belki 2000 yıl sonra falan, sigara kokusuna dayanıklı bir erkek türü evrimleşir de düzgün ilişki yaşarlar...
Yani "bilmiyor" diye genelleme yapmamak lazım diyorum ben. :) Bilen de vardır, bilmeyende.
Öncelikle merhaba,
Öpüşmek, ruhun en önemli gıdasıdır, öpüşmeyi herkes bilemez tabii ki ama öğrenebilir de. Aşkta bencillik olmaz, paylaşım olur, zeten o da aşktır.
Sayın Sekselog Dr. Ayşe Brav,
Sizin bu yazdığınız yazı ile branşınızı neredeyse karıştıracaktım. Ne demek erkekler öpüşmeyi bilmiyor? Bence o çıkan gazetedeki haber ne kadar manasız ve anlamsız ise sizin bu yazınızda manasız ve anlamsız geldi bana. Bir kalıba oturtup yazmışsınız, hedef alarak yazacağınıza kadın ve erkeğin aşkta eşit olduğunu yazsanız çok iyi olurdu. Sürekli olarak bir eş diğer eşe ayak uydurmak zordundadır mesela öpüşmek eğer kadın öpemiyorsa erkek onu tamamlamalı; serte sert olunmaz anlıyorsunuz umarım. "Birbirini tamamlamalı" diyorum. Asla bir üstünlük görmüyorum, iyi çalışmalar.
Uyum başka bir şey. Herkes uyum sağlayacağı birini bulur umarım. Yalnız öpüşmeyi bilmeyen bayanların sayısı da hiç az değil. Bu konudaki samimi fikrimdir. Sadece bunu sorun edecek durumda değil erkekler. Çünkü cinselliğe daha hazır ve daha istekli. O yüzden es geçiyor sanıyorum hemcinslerim. Türk kadının genelde gerek toplumsal normlar gerekse de karakteristik özelliği gereği istediği her şeyi istediği şekilde yaşayamamış olması bence onu mutsuz ediyor. Ve en büyük resimde şunu görüyorum; erkek ve kadın arasında bu kadar büyük farklar da yok, bu böyle biline...
Her koyun kendi bacağından asılmalı bence. Ayrıca cinsel soğukluk gibi ciddi bir sağlık probleminin erkeklere mal edilmesini de doğru bulmuyorum ve her cümlenizin başında "erkekler" kelimesini kullanarak başlamak zorunda da değilsiniz diye düşünüyorum. Biz sütten çıkmış ak kaşık değiliz elbette fakat kendi cinsiyetinin etrafında gruplaşma çabasında olan sadece ve sadece siz oluyorsunuz. Erkekler olarak bizim böyle bir çabamız yok. Hatta feminizim denen bir olgu var. Neden kendinizi bu kadar aşağılanmış hissediyorsunuz ki? Kadınlar da erkekler kadar değerli ve önemlidir. En önemlisi her cinsiyetin kendine göre artıları ve eksileri var. Sürekli kadınlar şöyle yapar, erkekler böyle yapar diyerek cinsiyet genellemesi yapılmasına şiddetle karşı çıkıyor, bu tür konuları açan ve bu tür konularda konuşma yapan kimseleri de daha aklıselim düşünmeye davet ediyorum.
Denemesi bedava hanımefendi, kendimi övmek gibi bir niyetim yok. Ben de Türk kadınlarından şikayetçiyim. Bırakın öpüşmeyi ya da seksi cinsellikle ilgili hiçbir bilgiye sahip değil. Bu yüzden yanaşmak bir yana aklımın ucundan bile geçirmiyorum bir Türk kadınla beraber olmayı. Mesleğimin verdiği avantajlardan dolayı (turizm) bu konuda gerçekten bilgili ve karşısındakine de bunu hissettirecek insanlar tanıdım. İtalyanları tek geçerim, rakipsizler. Ruslar çok güzeller; ama çok sertler. Azeriler çok numara yapar. İranlılar hem çok güzel, hem de çok ateşli; fakat hiçbir tecrübeleri yok. Morocco da fena sayılmaz. Orta asya ise kafana göre çok uyumludurlar. Amerikalılar ise manyak, onlar sadoist ilişkilerden daha çok hoşlanırlar. İnanın Ayşe Brav size bu konuda ders verebilirim. :)
Ben kendimden pay vererek buna katılmamak istiyorum. En azından nasıl öpüşüleceğini benden iyi kimse bilemez diyebilirim!
Bu dünyanın kuralı "herkes kendini düşünür"; ama bunu aşırı yapanlar var. Kimi çevresine yansıtır, kimi yansıtmaz... Sen bu yaşa gelmişsin; ama daha bunu ögrenememişsin...
Sadece erkekler bencil değil herkes bencil. Şöyle durun kendinize bakın "Bir ilişkiye olumsuzluk yansıtan bir yanım var mı?" diye sorun kendinize ama dürüst olun.
Ortalıkta adam da yok zaten ne demek. Herkes hakettiği gibi davranılmaya mahkumdur. Bunun adamlıkla kadınlıkla ne alakası var. Bu tür problemli insanlar dün de mevcuttular bugünde varlar yarında olacaklar. Bugünün sorunu insanların teknolojik imkanların eşliğinde emek vermeden tüketmeyi üretmeden sahip olmayı, sahip olduklarına değilde sahip olacaklarına odaklanmayı hayat tarzı olarak benimsemeleridir. karşımıza çıkan bu güven bunalımları, bir seferlik yapılan mutluluk aşıları, kısa süreli bir amaçlık gülüşler daha sıkça rastlayacağımız durumlardır. Biz kendimizi biliyor ve kendimizi üreterek tüketen, değer vererek hoyratca harcamayan bir kişilik olarak görüyorsak bu tür problemli insanları karşımızda görme olasılığımız diğerlerine göre her zaman çok çok daha az olacaktır. Bunu "adam mı kaldı, kadın mı var ortalıkta" diyecek kadar basite indirgememeliyiz.
Katılmııyorum... Erkek dış görünüş ve davranış olarak sert olabilir, bence olmalıdır da; ama iş bir hanımla veya eşinle zaman geçirmeye geldiğinde romantik ve seksi olabilmeli; ama bu karşılıklıdır. Kadın da aynı özveriyi göstermeli. Kadın da kocası istemeden onun sevebileceği şeyleri yapmalı. Bir giysi, güzel bir koku vs... Hep erkek şunu yap, bunu yap, şu pozisyon gibi gibi şeyler dediğinde erkek sıkılır. Erkek bazen de hükmedilmek ve o an düşünmediği güzel farklılıklarla karşılaşmak ister; ama kadın yatakta ve birebir ilişkide duygusuz, ruhsuz, yani şişme kadın gibi olursa erkeğin de içinden birşey gelmez; ama 3 senelik evli hanımlar ve boşanmış hanımlardan edindiğim tecrübeye dayanarak söylüyorum ki, mutsuz evliliklern %80'inin sebebi erkeklerdir. Bir erkek olarak bunu demek kolay değil; ama maalesef böyle. Erkekler çok bencil. Kendi işi bitince "acaba eşim de mutlu mu?" diye düşünmüyor. Bu çok büyük bir yanlıştır. Erkek gerekirse maço, gerekirse aşk erkeği olmayı bilebilmelidir.
"Siz şöyle dersinize iyi çalışın, bakın neler oluyor." Yani sizin söylemek istediklerinizden şunu çıkartıyorum bir yerde ya da önce şunu açıklamalıyım. Bir erkeğin veya bir bayanın öpüşmeyi veya iyi seks yapmayı bilmesi için bunu defalarca denemiş olması lazım. Doğuştan diye birşey yoktur. Şimdi "dersinize iyi çalışın" cümlesi bir kadınla veya erkekle seks yapmadan önce bir diğerinde dersinize çalışın, sonra gelin mi demek istiyorsunuz? Bence bu çok saçma. İnsanların ilkleri çok özeldir. İlk el tutuşması, ilk öpüşmesi... Tabii ki mükemmel olmayabilir; ama insanlarda bıraktığı izler çok güzeldir. Günümüzde bile ahlaki değerler bazı şeylerin çok sonradan öğrenilmesine, öğrenilse bile yanlış anlaşılmasına sebep oluyor. Tabii ki ahlaki değerlerimizi suçlamıyorum; ama bir insanın bazı şeyleri öğrenmesi için yaşaması gerekir. Şimdi öpüşmeyi bilmemek ve seks yapmayı bilmemek önemli bir kavram olmaktan çıkıyor; çünkü insanlar aşık oldukları kişiyi çok iyi öpüştüğü ve çok iyi seks yaptığı için seçmiyor.